Egzersiz ve Spor Psikolojisi Derneği

Association of Exercise and Sport Psychology

Prof. Dr. Turgay Biçer

Toplam Makale Sayısı : 27

Verdiğimiz zarar için

Yıllar önce duyarlık göstergesi olarak inşaatlarda “çevreye verdiğimiz Zarar İçin özür Dileriz” tabelalarını görünce mutlu olmuş; ”nihayet insana değer verilmeye başlandı” demiştim. Sonradan her yeni inşaat sahasının yanına böyle tabelalar asıldı ve bir anlamda  “topluma saygı işareti olarak” – ya da biz öyle kabul ettik- benimsenmeye başlandı.

Büyümek Gelişmek Midir?

Son günlerde hemen hemen her konuda ne kadar büyüdüğümüz; bilmem kaçıncı büyük ülke olduğumuz, büyüme hızında x rakamı yakaladığımız gündemi işgal ediyor ve kafalarımızda büyük olmaya karşı güzel bir duygu uyanıyor doğal olarak.. ?Büyük olmak gelişmeyi kapsar mı? sorusuna yanıtımız sanıldığı kadar olumlu olmayacaktır. Çünkü her b&u

Bilgi, Bilmek ve Öğrenmek

İnsanlara, okul ve eğitim anılarını sorduğunuzda bazı iyi anılar dışında genellikle belleklerinde kötü anılar vardır. Bu kötü anıların çoğu derslerin sıkıcılığı, okulun faliyet alanlarının sadece dersler olduğu ve spor, sanat gibi etkinliklerden yoksunluğu, mesafenin uzaklığı, karmaşası, ezbere dayalı oluşu, öğretmen ve

Yaratıcılık ve İnsan

 “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edilemez” ve “hayal gücü bilgiden daha değerlidir” derken Einstein; yaratıcılığın, farklı düşünmenin yanı sıra her bilginin bir ömrü olduğuna ve bildiklerimizin bir gün işe yaramayacağına dikkatimizi çekmeye çalışır.

Sıkıntı Yok

Son günlerde en sık duyduğum sözcük “sıkıntı yok”. Belki yalnızca ben değil, sizler de bu sözcüğü sık duyuyor, üzerinde düşünüyor ve belki de söyleyenlere tepki bile veriyorsunuzdur. Kimbilir belki de büyük bir çoğunluk bu sözün farkında bile değildir&

- Mış Olalım

Toplumsal hayatımızı şöyle bir gözden geçirdiğimizde, öyle şeyler vardır ki aslında, yapmasak ta önemlidir ama sırf birilerini mutlu etme adına yapmak zorunda kalırız. Önceleri bizi üzmez yaptıklarımız ama sonraları öyle alışkanlık ve hatta zorlamalar haline gelir ki işte o zaman mutsuzluk engellerini boşu boşuna yaratmış oluruz…

Dil Virüsleri

Birçok dil ve zihin bilimci konuşulan dili ciddiye alır.  Onlara göre konuşmalarımız  “düşüncelerimizin örüntüsünü” oluşturduğundan önemlidir ve gerçektir.

İnsanın Neşesi Kaybolursa

Son günlerde ülkece yaşadığımız sıkıntılar, ruh hallerimizi darmadağın etmemiş dersek pek doğru sayılmaz zira ülkece ruh hali olarak pekte iyi durumda olmadığımız aşikârdır.

Kazanma Tutsaklığı

Günümüzde futbol dâhil, tüm spor dalları yaş ve sınıf gözetmeksizin “kazanmanın” abartıldığı bir dönemdedir. Sahaların dışında sinemada zafer ve başarı öykülerini ele alan filim ve romanlarda da “kazanmak” başlı başına bir kült; tabu haline gelmiş, getirilmiştir.

Spor Kültürü

Üzerinde bu kadar konuşulup, tartışılıp ve bir o kadar da anlaşılamayan spor ve spor kültürü kavramlarını bu makalenin sınırlılıkları içerisinde başka bir gözle açıklamaya çalışarak bir nebze de olsa netleştirelim.

Gözler Her Şeyi Görür mü?

Her organ önemlidir ama gözlerin diğer organlara göre daha önem taşıdığı bir gerçektir. Görme yetisi bir insanın yaşamını kolaylaştırması bakımından konuşma, duyma veya koklama veya tatma yetilerine göre yaşamsal önemli olduğu gerçektir.

Umutsuzluk Umut mudur

Geçenlerde, değer verdiğim,  profesör unvanlı, alanında başarılı ve tanınmış olan bir büyüğüm, bir tv kanalında “eskiden, endişenin, kaygının kötü olduğunu, iyimserliğin ise iyi olduğunu söylerdik ama şimdi anladım ki,

Hayvanları Sevmek Hayatı Sevmektir

Sevginin çeşitleri çoktur; çeşidi, konu ve objesi veya nesnesi ne olursa olsun sevgi evrensel bir duygudur ve insanlığın bekası için gereklidir. Sevgi, insanı insan yapan ve insanlaştıran, barışı, huzuru, mutluluğu getiren; paylaşmayı öğreten, savaşları durduran, anlamaya, vermeye ve birlikte var olmaya dönük duygu düşünce ve davranışların bütünüdür kanımca.

Bırakın, Nefes Alayım Diyor Ağaçlar…

Sabah yürüyüşlerim benim sporculuk sonrasında devam ettirdiğim; huzur bulmak, sakinleşme, düşünmek ve daha birçok faydası olan bir alışkanlığımdır. Herkese yürümeyi bir şekilde tavsiye ederim ve hatta daha ileri giderek diyorum ki, tüm ülkeyi şöyle bir yarım sat yürütelim vallahi her türlü soruna rağmen insanlarımızın mutluluk düzeyimizde büyük bir kazanım elde ederiz ülke olarak…

Umudun Umudu

Son günlerde etrafımdaki insanların çoğunluğunun mutsuz ve karamsar görüyorum. Sürekli endişe ve karanlık söylemlerle yasladıkları anı hem kendilerine ve hem de başkalarına zehir ediyorlar. Resmen enerji emici gibi davranıp içinde bir parça yaşam umudu olanlara da başka gezegenden gelmiş gibi davranıyorlar.

Başının Çaresine Bakmak…

Titanlar Filmini izleyenler bilir. Bir hem de siyahi Amerikan Futbolu antrenörü olan Denzel Washington, sporu bir enstrüman gibi kullanarak birbirlerine öfke duyan siyah ve beyaz öğrencilerden oluşan takımı sürekli kazanan bir ekip yapmakla kalmayıp, Karakterlerini de geliştirmeyi amaç edinir. 

Seçme Hakkı

Bir düşünür, “olayların kendisinden daha çok, olaylara nasıl tepki v erdiğin önemlidir” demiştir. Ben bu sözü altın çerçeveli sözler arasına koyarım, zira hem kendi yaşamımda uygulamaya çalışır hem de ulaşabildiğim yakın ve uzak çevremle paylaşmaya özen gösteririm.

Yeni Bir Daha Gelirken

2019 a sayılı günler kala insanlar geleneksel bir alışkanlık olarak, yeni yılda yeni bir umut tazeleme ve yeni dileklerle girmek istiyorlar. Oldukça masumumca ve insani olan bu alışkanlıklar insanların yaşamında önemli yer tutmaktadır.

Sınırlar

İnsan ilişkilerini derinden etkileyen ve bir o kadar da kişiyi özgürleştiren veya tutsak eden olgu kişinin kendisi, çevresi ve başkalarıyla ilişkilerindeki sınırlardır. Zira sınırlar doğru, tam ve net olmaz ve çizilmezse bir takım sıkıntılar yaşanması kaçınılmaz olacak ve herkes bundan zararlı çıkacaktır.

Sahip Olmadığımız Bir Şeyi Kaybetmeyiz!..

Stoacı filozof Epiktetos söylemiştir başlıktaki sözü. Kendisi bir köle olmasına rağmen özgürlüğüne kavuşmuş ve kölelikten filozofluğa ulaşmış,  söyledikleri ve yaptıkları ile milyonlarca insanı etkilemiştir.

İnsan kalabilmek Bu Kadar mı Zor!..

Dünya hızla değişip gelişken, insan ve insanlığın yaşadığı büyük sorunlardan birisi de “ahlak” olduğu gerçeği kendini hissettirmektedir. Küçük çocuklara yapılan istismarlar, kişinin sevmediği birine yapılan linç ve saldırılar, hırsızlıklar, nefret söylemleri, haksız kazançlar, yalan dolan ile insanları aldatmak, canlı bombaların insanların hayatlarına kast edişleri vs. vs. vs…

Doğru Kızabilmek…

Adı sanı sanlı bir süper markette ( büyük pazar) sabah alışverişi yaparken bir kadın beğenmediği sebze ve meyveler için markette çalışan ve reyonu düzen orta yaşlı bir çalışana, “ kardeşim koskoca Bağdat caddesinde sebzelere bak. Neden daha iyisini getirmiyorsunuz, ayıp olmuyor mu? Bu kaçıncı böyle. Siz ne iş yaparsınız?..” gibi serzenişte bulundu.

Kendini Dinlemek!..

 Köylerde yaşayan için değil belki ama kentlerde yaşayan ve iş yoğunluğu nedeniyle tempolu çalışan insanlar büyük bir tehlike altındadır. Özellikle saate karşı yaşayan ve haftanın 5 veya 6 günü çalışmak zorunda olan insanlar bu tehlikenin özneleridir.

Eğitim Neydi Sahi?

Kitaplar, “Kişide istenilen davranış değişikliği” olarak yazar eğitimi. Sadece davranışa indirgenmiş; hangi davranışların eksik olduğu, kim ve ne için sorularının eksik kaldığı ve buna kimim karar vereceği pek yazılmaz. Dolayısıyla tek taraflı ve ezber haline gelmiş bir kabul olsa da muğlak içeriği nedeniyle herkes kafasında bir değişimi algılar ve içeriğini kendi oluşturur.

Öğrenmeye neden direnir insan?

İnsan öğrenmeden ve dünden farklı birisi olmadan yaşayamayacak tek canlıdır. Hayvanlar yaşayacak temel beceriler dışında öğrenmeyi bırakır ve içgüdüleri ile davranır. Ama insan öyle değildir; yaşamını daha iyiye götürmek için bir şekilde öğrenmeyi yaşamının merkezine almak ve öğrenmeye aç ve açık olmak zorundadır.

Korana ve İnsan…

Ummadığımız anda bir biyolojik bir salgın biz dâhil tüm ülkeleri hazırlıksız yakaladı. Virüsü anlayana ve ne yapacağını kestirene kadar bir anlamda herkes bir sınavdan geçti. Bu sınavdan kendini çabuk toparlayan ülkeler oldu ama bizim ülke bu sınavda ne kadar başarılı oldu dersek kafalar karışık diyebilirim.